9 Ekim 2008 Perşembe

Kendini Kandırmak

Hepimiz insanız, zaman zaman hata yaparız. Kimimiz dersimizi alır, köşemize çekilir ve kendimizi sorguladıktan sonra ''bu sorunu ortadan kaldırmam için ne yapabilirim?'' sorusuna yanıt ararız. Cevap olumlu ya da olumsuz aynı hatayı ya da sorunu yaşamamak adına elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırız. Kimimiz ise sorundan bihaber yaşamaya devam eder ve kendi sonumuz nasılsa onu yaşamak için zaman tüketiriz. Ancak benim anlatmak istediğim ikinci söylediğimden biraz daha farklı bu gece. Öyle insanlar tanıyorum ki dışarıdan bakıldığında tam puan verebileceğiniz kadar kişilik sahibi, yeterince olgunlaşmış, çevresinde gelişen olaylardan haberdar yani demek istediğim kendi adına iyiyi ve kötüyü ayırt etmeyi çok güzel becerebilen insanlar. Normal şartlarda bu tip insanların bana göre herkesin sahip olduğu genel sorunları dışında hayatla ilgili çok da problemlerinin olmaması gereken insanlar. Anlatması da çok güç, zaman zaman ben de eleştirirken haddimi aştığımın farkındayım ama sadece genel durumlarını anlatmaya çalışırken kalplerini de kırıyorum bir şekilde. Bu nedenle aslında bu insanları birebir görmek ne demek istediğimi daha iyi anlatır size. Belki de herkesin çevresinde böyle insanlar var ama ben bazen tahammül sınırlarımı zorladığımı farkediyorum. Bu nedenle biraz aşırıya kaçarsam affınızı istemek boynumun borcudur.

Dediğim gibi bu insanlar içinde bulundukları problemin tespitini yapmakta herkesten daha iyidirler ve hatta çoğu konuda akıl hocalığı yapmakta da üstlerine yoktur. Hayır, şu an yaptığım bir taş atma veya sataşma değil, çünkü bu işi hakikaten çok iyi yaparlar ve dediklerini yaparsanız kendinizi daha iyi hissedeceğinize emin olabilirsiniz. Çünkü çoğu konuda tecrübe ve bilgi sahibi oldukları söylenebilir. Sizi canı gönülden dinler, problemlerinize çözüm bulmaya çalışır ve hatta elinden gelirse bizzat yardım etmeye de çalışır. Bu durum kendileri için de geçerlidir. Kendilerinde neyin aksadığını çok iyi görür ve çözümünün ne yapmaktan geçtiğini de çok iyi bilirler. Ancak bana göre problemin problemi şurada başlamaktadır. Hiç bir zaman çözüme ulaşmak için çaba göstermezler. Yani hareket yoktur, beklersiniz, beklersiniz, beklersiniz ve daha çok beklersiniz, ancak oldukları yerde saymaya devam ederler. Belki de yaptıkları tek hareket yerlerinde saymaktır. Önerilerde bulunur, sizi de heveslendirir, yapılacaklar listesine en olmadık bir tane daha eklerler ve uzun zaman geçtikten sonra planlarının hiç bir zaman gerçekleşemediğini üzülerek görürsünüz. ''Şunu yapmam lazım!, Bunu yapmam lazım!'' . Bir gün karşılarına çıkıp ''eeeehhhhh yap o zaman madem çok biliyorsun'' diyeceğim ama ne cevap alırım orası muallakta. Aslında bu durumdan çoktan sıkılıdım ve adım gibi biliyorum yapacak hiç bir şeyim de yok en iyisi kendi hallerine bırakayım. Ne halleri varsa görsünler.

1 yorum:

LaChouetteFolle dedi ki...

bana mı yazdın yevrım bu yazıyı? tariflerin ayna etkisi yarattı da.. ne?! yarası olan gocunur mu? he, walla doğru dedin...