Ayşe, Fatma adın her neyse, lisede tanıdığım; adının hafızamda daimi kalacağı, kimseye söylemesem de gün gelecek affedeceğim kişilik... Yine ne anlatıyorsun, ne için sızlanıyorsun arkadaşlarına, sevgililerine bilemem. Sürekli hayatın sorun, sürekli çıkmazda olan sensin sana sorsam. Bir türlü paçayı sıyıramadın, bir türlü zevk alamadın, bir türlü sevilemedin, herkes kötü, herkes yalancı, herkes bencil....
Gün içinde 7 kere güler, 7 kere ağlarsın ardı arkasına, 7 senin en sevdiğim rakam, sen 7 renksin, 7 haftanın 7 günü; çabucak geçsin ki sen büyü, kurtul seni bağlayan iplerden. Ağladığında yerin 7 kat dibine girmek isteyen sen, kızdığında 7 ceddine küfreden sensin, hem de hiç utanmadan, ''ya ne derler?'' demeden. En iyisini yapmışsın aslında, millete ne ki senden, söylediğin, düşündüğün şeylerden, niye utanasın ki sokak ortasında yaktığın sigaradan. Camel içerdi kendisi, en ağırını içerdi, bilirdi en ağırı bu, kesmez öyle light falan. Kızdınmı koyardın milletin anasının bi tarafına bağıra bağıra, az da edepsizdin.Düşkündün, kelime anlamıyla düşkün, sigaraya düşkün, erkeklere düşkün, arkadaşlarına düşkün, şarkılara düşkün, bi paraya düşkün olamadın, bağlamazdı seni para, değersiz gelirdi, bakmazdın cebine dışarı çıkarken ne kadar var, ne yer ne içerim diye. Gittiğin yer belli zaten, paraya ne gerek, şehrin zamanında cip cop, kara kafalıları nereye toplanırsa sen de anında oraya damlardın. Bilmezdin ne kadar arabesk durduğunu aralarında... Sen de bilirdin hepsinin geçici, hepsinin 3 öğünlük olduğunu, beğenirsen bi tanesini kapardın, önce öpüşür, sonra aşık olurdun, bırakınca ağlar, kara sevdalı olurdun, kimse bilemezdi içindeki yarayı, kimse sevemezdi seni, senin onları sevdiğin kadar, eminim ki sevemedi de...
Ne annen, ne baban bilemedi ya kıymetini, sen kendini hangi yollara vurasın bilemedin. Kaçıp gitmeliydin bir türlü, gittin de, dönüşün muhteşem olmadı ya olsun varsın, sen tattın ya özgürlüğü, bi daha kimse seni aynı hapishaneye koyamazdı, gittiğinde çok şey yaşadın ya, gördün ya, yine aşık oldun, bu sefer kadın oldun, bu sefer gerçekten çok sevdin ya, unutamam dedin ya, döndüğünde ağladın ya, değer dedin herşeye ama olmaz böyle yenilenmeli, yeniden denemeli... Denedin, başardın, ağladıklarını unuttun, yeniden ağlamak için hazırlık yaptın, başka şehirler, başka sevgililere yelken açtın.
İşte o ara beni de unuttun, ne hissettim ben sana bilemedim, çok sene geçti, ben hala bulamadım. Çok kızdım sana ondan mı gittin? Yapmasaydın keşke, ya da ben olanları unutabilseydim şimdiye kadar, olmuyor galiba, hala anlatıyorsam demekki unutamadım. O gece, ne vardı kendini bu kadar salacak. Nerdeydi o çok güçlü görünen kız, hani herşey mübahtı, bir bana kıyamazdın. Demedin ama hissediyordum sen kötü birşey yapmazdın bana, ne hayal, ne umutmuş, sen de insanmışsın, beşer şaşarmışsın, aklıma gelmedi ya sen o kırmızı Ford a binerken... En yakınımı, en yakınıma nasıl verdim göz göre göre... Çok ağladım ya değerdi o gece, gözyaşlarım seni de silmiş, onu da... Acizlik mi evet acizlik, ben izin vermeseydim olmazdı, kendi ellerimi kendim bağladım. Dönünce yanıma sokuldun beni çok sevdiğini söyledin ama ne kıymeti kaldı, bir kere gittin, yine giderdin. Orada ne olduğu çok da mühim değildi, anlattın hiçbir şey olmadı diye, burada çok şey oldu diyemedim sana. Çekip gitmek ne kadar kolaymış, ben de çektim gittim, istemeye istemeye onun yanına, bir de ondan dinlemek için, olmamış beni söylemişsin ''o var, yapamam ona bunu''... Bir öpücük kafiymiş yani, almışsın tadını, ben hiç sahip olamayacakken, nasip olmuş... Bir yanım üzüldü bu duruma, bir yanım sevindi, sen bendin ben sendim, öyle olmalıydı. Dedim ya, onu da dinledim uzun uykusunun ardından, ben seni düşünürken, o uyudu, ben seni dinledim. O uyandı, onu dinledim, biliyordum işte o an sen de beni düşünüyordun. O gün hep dinledim, konuşamadım, konuşsam ağlıyacaktım, boğazım düğüm düğüm, midem ağzımda, kulaklarım uğultulu, nereye odaklansam kafam yine de bulanık. Elbet konuşacaktım, beklemeyi seçtim. İlk roundu o aldı, 2. ciyi sen, maç hala bitmedi ama o kazandı sanırım.
Arıyorsun arada bir, hiç olmamış gibi değil hep olmuş, hep aklında gibi, seni hiç affetmemişim gibi, sesin buruk, sözlerin seçilmiş, üstünde düşünülmüş, kırmamak adına ne ararsan var. O unuttu ya ben izin verdim, unutulsun daha konuşacak çok şey var aslında demek için.
Seni seviyorum, senin bildiğin gibi değil, başka biçimde, bir erkeğin bir kızı sevmesi gibi değil, dokunmak, öpmek istemeden, sanki büyüsü kaçarmış gibi, öyle bi saflık, arada kalmış kim varsa onlar gibi seviyorum seni. Dünya araf olmuş ya bana, seni mi çok sevdim, onu mu bilemedim. Tam bağırıp, kusacaktım, yalnızlığı seçtim, hiç bana ait olmayan seçimlerin yanına ekledim onu da. Sen tutup çekebilirmiydin, bilemem, ama gün gelecek seni de affedeceğim, o zaman bakacağım geleceğe, belki bir umut seninle göreceğim ufkumu, seni de götüreceğim nereye gidersem, bu sefer elini bırakmadan, sımsıkı sarılacağım sana, olmayanı vaad ettiğin günler için seveceğim seni. Belki de dayanamayacak kısa sürecek, yine ağlayacağım ama denemeden ölmektense, hiç olmazsa hatıralarımla ayrılacağım senden.
Sen de benim gibisin aslında, ne kadar ağlarsan ağla, ne hata yaparsan yap, gün gelecek gülmeyi öğreneceksin hayata. Aslında dokunduğun saçların, öptüğün dudakların ne kadar soyut olduğunu anladığında, bileceksin hiçbir şey için ne o kadar üzülmenin ne de sevinmenin yersiz olduğunu. Sonunda yine kendin olacaksın, günü yaşayıp, anı değerlendirmenin meyvelerini toplayacaksın. O gün ben de seni hala seviyor olacağım...
Gün içinde 7 kere güler, 7 kere ağlarsın ardı arkasına, 7 senin en sevdiğim rakam, sen 7 renksin, 7 haftanın 7 günü; çabucak geçsin ki sen büyü, kurtul seni bağlayan iplerden. Ağladığında yerin 7 kat dibine girmek isteyen sen, kızdığında 7 ceddine küfreden sensin, hem de hiç utanmadan, ''ya ne derler?'' demeden. En iyisini yapmışsın aslında, millete ne ki senden, söylediğin, düşündüğün şeylerden, niye utanasın ki sokak ortasında yaktığın sigaradan. Camel içerdi kendisi, en ağırını içerdi, bilirdi en ağırı bu, kesmez öyle light falan. Kızdınmı koyardın milletin anasının bi tarafına bağıra bağıra, az da edepsizdin.Düşkündün, kelime anlamıyla düşkün, sigaraya düşkün, erkeklere düşkün, arkadaşlarına düşkün, şarkılara düşkün, bi paraya düşkün olamadın, bağlamazdı seni para, değersiz gelirdi, bakmazdın cebine dışarı çıkarken ne kadar var, ne yer ne içerim diye. Gittiğin yer belli zaten, paraya ne gerek, şehrin zamanında cip cop, kara kafalıları nereye toplanırsa sen de anında oraya damlardın. Bilmezdin ne kadar arabesk durduğunu aralarında... Sen de bilirdin hepsinin geçici, hepsinin 3 öğünlük olduğunu, beğenirsen bi tanesini kapardın, önce öpüşür, sonra aşık olurdun, bırakınca ağlar, kara sevdalı olurdun, kimse bilemezdi içindeki yarayı, kimse sevemezdi seni, senin onları sevdiğin kadar, eminim ki sevemedi de...
Ne annen, ne baban bilemedi ya kıymetini, sen kendini hangi yollara vurasın bilemedin. Kaçıp gitmeliydin bir türlü, gittin de, dönüşün muhteşem olmadı ya olsun varsın, sen tattın ya özgürlüğü, bi daha kimse seni aynı hapishaneye koyamazdı, gittiğinde çok şey yaşadın ya, gördün ya, yine aşık oldun, bu sefer kadın oldun, bu sefer gerçekten çok sevdin ya, unutamam dedin ya, döndüğünde ağladın ya, değer dedin herşeye ama olmaz böyle yenilenmeli, yeniden denemeli... Denedin, başardın, ağladıklarını unuttun, yeniden ağlamak için hazırlık yaptın, başka şehirler, başka sevgililere yelken açtın.
İşte o ara beni de unuttun, ne hissettim ben sana bilemedim, çok sene geçti, ben hala bulamadım. Çok kızdım sana ondan mı gittin? Yapmasaydın keşke, ya da ben olanları unutabilseydim şimdiye kadar, olmuyor galiba, hala anlatıyorsam demekki unutamadım. O gece, ne vardı kendini bu kadar salacak. Nerdeydi o çok güçlü görünen kız, hani herşey mübahtı, bir bana kıyamazdın. Demedin ama hissediyordum sen kötü birşey yapmazdın bana, ne hayal, ne umutmuş, sen de insanmışsın, beşer şaşarmışsın, aklıma gelmedi ya sen o kırmızı Ford a binerken... En yakınımı, en yakınıma nasıl verdim göz göre göre... Çok ağladım ya değerdi o gece, gözyaşlarım seni de silmiş, onu da... Acizlik mi evet acizlik, ben izin vermeseydim olmazdı, kendi ellerimi kendim bağladım. Dönünce yanıma sokuldun beni çok sevdiğini söyledin ama ne kıymeti kaldı, bir kere gittin, yine giderdin. Orada ne olduğu çok da mühim değildi, anlattın hiçbir şey olmadı diye, burada çok şey oldu diyemedim sana. Çekip gitmek ne kadar kolaymış, ben de çektim gittim, istemeye istemeye onun yanına, bir de ondan dinlemek için, olmamış beni söylemişsin ''o var, yapamam ona bunu''... Bir öpücük kafiymiş yani, almışsın tadını, ben hiç sahip olamayacakken, nasip olmuş... Bir yanım üzüldü bu duruma, bir yanım sevindi, sen bendin ben sendim, öyle olmalıydı. Dedim ya, onu da dinledim uzun uykusunun ardından, ben seni düşünürken, o uyudu, ben seni dinledim. O uyandı, onu dinledim, biliyordum işte o an sen de beni düşünüyordun. O gün hep dinledim, konuşamadım, konuşsam ağlıyacaktım, boğazım düğüm düğüm, midem ağzımda, kulaklarım uğultulu, nereye odaklansam kafam yine de bulanık. Elbet konuşacaktım, beklemeyi seçtim. İlk roundu o aldı, 2. ciyi sen, maç hala bitmedi ama o kazandı sanırım.
Arıyorsun arada bir, hiç olmamış gibi değil hep olmuş, hep aklında gibi, seni hiç affetmemişim gibi, sesin buruk, sözlerin seçilmiş, üstünde düşünülmüş, kırmamak adına ne ararsan var. O unuttu ya ben izin verdim, unutulsun daha konuşacak çok şey var aslında demek için.
Seni seviyorum, senin bildiğin gibi değil, başka biçimde, bir erkeğin bir kızı sevmesi gibi değil, dokunmak, öpmek istemeden, sanki büyüsü kaçarmış gibi, öyle bi saflık, arada kalmış kim varsa onlar gibi seviyorum seni. Dünya araf olmuş ya bana, seni mi çok sevdim, onu mu bilemedim. Tam bağırıp, kusacaktım, yalnızlığı seçtim, hiç bana ait olmayan seçimlerin yanına ekledim onu da. Sen tutup çekebilirmiydin, bilemem, ama gün gelecek seni de affedeceğim, o zaman bakacağım geleceğe, belki bir umut seninle göreceğim ufkumu, seni de götüreceğim nereye gidersem, bu sefer elini bırakmadan, sımsıkı sarılacağım sana, olmayanı vaad ettiğin günler için seveceğim seni. Belki de dayanamayacak kısa sürecek, yine ağlayacağım ama denemeden ölmektense, hiç olmazsa hatıralarımla ayrılacağım senden.
Sen de benim gibisin aslında, ne kadar ağlarsan ağla, ne hata yaparsan yap, gün gelecek gülmeyi öğreneceksin hayata. Aslında dokunduğun saçların, öptüğün dudakların ne kadar soyut olduğunu anladığında, bileceksin hiçbir şey için ne o kadar üzülmenin ne de sevinmenin yersiz olduğunu. Sonunda yine kendin olacaksın, günü yaşayıp, anı değerlendirmenin meyvelerini toplayacaksın. O gün ben de seni hala seviyor olacağım...
1 yorum:
sevmek sevilenden bağımsız, sevmek her zaman kendine dair. gördüklerinden umduklarını bulamasan da; ayşe, fatma adı her neyse, gizlediğin yanına vücut buldurduğun o insan sen değilsin. arife tarif gerekmez. tüm arada kalmışlar gibi arada kalmışın halinden anlıyorum. seni de tanıyorum. sevmek kırılmak, parçalansan da anlamak, anlayıp affetmek demek. elbet bir gün affedeceksin. ama o, sen değilsin. ağlayıp yakınan, suçu hep başkalarında arayan, bir kez olsun dönüp kendine bakmayan o ayşeler, fatmalar, ahmetler ve mehmetlerden biri değilsin. sevmek sevilenlerden bağımsız. sevmek senin içindeki iyilik ve güzellikle alakalı; pisliğin içinde yine de temizi, kötülükte inatla iyiyi bulmak meziyeti.. sen o değilsin. bir hayalini hoyratça elinden almış, senin aksine, sana rağmen çiğneyip atmışsa; sen davanda haklısın. yokluğun ceza değil, bir ders. boşverebilelim artık 'olan olmuşlara'. isveç yağmurlarında yeni 'bir başkalarına' ağlarız :)
Yorum Gönder