8 Haziran 2008 Pazar

Dünyanın en büyük meyvesini yemeden evvel aklıma gelenler....

Şu zamana kadar size söylenen herşeyi unutun, yalanlar kalbinize, doğrular midenize gitsin, açın bakkal defterlerinizi, yazın hesabıma bir veresiye daha, belki bir gün öderim. Hazmedip çıkardıklarınızı tekrar öğütün beyninizde, bok kafalı olun. Düşünün düşünün... Bol bol zamanınız var, kayıp gidenlerin yanında birkaç yıl hiç birşey değil. Birileri bir yanda annelerinin ölümüne ağıt yakarken, bir kum tanesi fazladan isterken, siz geçip gideni düşünmeyin. Emin olun kürkçü dükkanının kapıları sonsuza kadar açık, bekleyin zaman düşünsün, varolmayan ilahi adalet yerini bulsun, kısacası herkes layığını bulsun.

İyi kızlarla erkekler cennete, hesabı görülmemişler benimle gelsin. Beni tanıyorsunuz , sürekli kendinden bahseden bencil şirinim ben, onun yeri kırmızı kukuletalı boynuzsuz şeytanın yanı. Bir arkadaşım var, adı fahişe şirin, köydeki herkese verdi, kocası usta şirin evini başına yıktı, sevgilisi aşçı şirin ustayı zehirledi, ispiyoncu şirin bu durumu şeytana söyledi, şeytan aldı götürdü, bir beni satamadan geri getirdi. Bu olayda benim rolüm ne mi? Ben gördüm, duydum, işittim, herkese de söyledim. '' Benim suçum yok'' dedim, yemediler. Saklamadım sizden, onlar da bana kızdı; ''Defol lanet köyüne, herkesi götürüyoruz burdan, yalnız başına geber'' dediler. Yaptığımın hesabını onlara değil, Tabiat Ana ya verecekmişim. Dedim; ''Aman veririz, kimseye vermedik ona veririz''. Kıssadan hisse köyümüz çok hareketliydi bir zamanlar, severdim ya ben küçük köyümü, bencillik işte yetinemedim.

Yine tekrarlıyorum,söylediğiniz herşeyi unutun; sevdiğinizi söyleyin, sakın ha sevmeyin! Asla hoşçakal demeyin, yanından ayrılır ayrılmaz defterden silin! Bol bol kitap okuyun, hiç ders almayın! Büyük lokmayı kapın, büyük söz etmekten de geri kalmayın, nasıl olsa tutmak zorunda değilsiniz. Büyük yeminler edin, köpeklere ekmek verir bozarsınız!

Dediklerimi sakın unutmayın; belki o zaman sizde gözlüksüz şirin, bilgiç şirin, burjuva şirin gibi şirinler cennetini boylarsınız. Siz yeniden yaptığınız mantar evlerde sevişirken, ben yıkılan köyümüzü onaracağım, herkesin işi olacak, elbet sizinki daha güzel olur ama benim köyüm AB den destek alıp parayı bulacak. Siz kıçıkırık böğürtlenlere tamah ederken benim sofram Jakfruit lere doyacak. Ya da söylediklerimi unutun, hiç olmamış gibi arada gelin selam verin, belki o zamana kadar kıçıma kulak taktırırım. Kıçım sizi dinler, rahatlarsınız. Ama ona sakın bir şey sormayın, konuşursa ortalığın içine eder. Tamam mı küçük şirinciklerim, hadi gidin yatın artık tabutlarınıza.

Hiç yorum yok: