11 Eylül 2008 Perşembe
Ceset
Saçları bal sarısıydı, yüzü uzun donuk, yanakları gölgeli ama beyaz tenine yakışır, makyaj ister gibi bakıyordu. Uzun parmaklarına dokundum, soğuktu. Eflatun rengi ojeleriyle uzun tırnakları elimi kavradı, öyle sıktı ki canım acıdı. Birden kendisiyle beraber beni de çekti, sendeledim, o devam etti, koşmaya başladık geniş kahverengi caddede. Nehir kıyısına geldik, köprünün altından geçen motorlara baktık. Çok zaman geçmeden yüzüme baktı, buz mavisi gözleri o günkü gibi dehşetliydi. Tekrar aşağıya baktı, köpük köpük nehir adını söyledi, cevap vermedi, anladı. Nehrin kenarındaki sıra sıra ağaçlar gövdelerini selama durdu, benim gözlerim sulandı, başımdaki salaş şapkam da uçuverdi. Sonra tekrar bana baktı, kendini aşağı bırakıverdi en sessiz biçimde. Ardından baktım, o da bana baktı. Onu son görüşüm buydu. Elveda demeden gitti ama kırgın değilim, o da bana kızmadı. Elimde bıraktığı son iz, öptüm, acısı geçti.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder